Coğrafya
  Şiirlerle Coğrafya
 



İŞTE BİZİM COĞRAFYA

Lodos gibi gözü yaşlı geldim işte kapına,
Haydi alsana beni içeri canım COĞRAFYA.
Çöktüm jeosenklinal gibi deniz dibine,
Kıvrılmaya hazırdır artık bir yanım COĞRAFYA.

Bak vurdum başımı yine metamorfik taşlara,
Nimbüs bulutlar karıştı, gözümdeki yaşlara,
Peribacasında ignimbirit oldum başlara,
Kızılırmak'a kızıl renk verdi kanım COĞRAFYA.

Tektonizma oldu çatladı istinat duvarım,
Yamaçlardan inen molozlarla doldu pınarım,
Andezitik bir lav oldum, için için yanarım,
Kraterde flora gibi püryanım COĞRAFYA.

Kristalen kalker oldum, Paleozoik temele,
Alpinler ile kavuştum Orojenik emele,
Neojen usta oldu, Oligosen de amele,
Holosen üstüme örttüğüm yorganım COĞRAFYA.

Radyal drenaj oldum, topoğrafya yüzeyine,
Yükseltiyi azalttım geldi deniz düzeyine,
Karayel, Yıldız, Poyraz gibi çarpıp kuzeyine,
Hem Asor basıncın, hem de Sibirya'nım COĞRAFYA,

Lokasyonum belli değil, bir bakarsın giderim,
Glasyal bir depo gibi her yanımı diderim,
Troposfer olup nemi, karla yağmur ederim,
Tozu toprağı taşıyan seyelanım COĞRAFYA.

Artık eğimim bitti Menderes oldum gezerek,
Ege bana kucak açtı, Grabenini ezerek,
Karstik bölgeyi eriten yağmurları süzerek,
Sarkıtlardan müteşekkil mağaranım COĞRAFYA.

Paralelle Meridyen bulur coğrafi mevkimi,
Ekinokslarla yaşarım gece-gündüz zevkimi,
Yirmi bir Aralık kırar, kış verince şevkimi,
Saatlerde yorulmayan dakikanım COĞRAFYA. 

Eğim kırıklığını görünce belim bükülür,
Yaptığım bir Türbülansla tüm taşlarım sökülür,
Damlalarım yükseklerden enginlere dökülür,
Dev kazanıyla içiçe çağlayanım COĞRAFYA.

Floristik alemin renk renk açan gülüyüm,
Okaliptüs dallarında bataklık bülbülüyüm,
Astragalus olmuş, önceden hep keven bildiğim,
Zengin bitki cenneti Anatolia'nım COĞRAFYA.

Biriktikçe yelpaze oldum eteğinde dağın,
Ormanı çayırı kalmadı, bahçelerle bağın,
Yan yana birleşerek Obruk, Dolin yaptığın,
Küçücük delikleriyle bir Lapyanım COĞRAFYA.

Koskoca beş yılda gördüğümüzün hepsi bunlar,
İşte Coğrafyacı oldu bunları okuyanlar,
Çok ağır gelecek biliyorum, bu acı sonlar,
Bu sebepten her gece ağlayanım COĞRAFYA.

Alüvyon gibi sürüklendik ayrılık yoluna,
Anılar Siltasyonlaştı, sağına hem soluna,
Göz yaşı takmak için kelepçe gibi koluna,
Vedaların biriktiği Haziran'ım COĞRAFYA.



COĞRAFİ AŞKIM

Ben kuzey yarımkürede kışın soğuğunda,
Sen güney yarımkürede yazın sıcağında,
Üzerime yağar kar, yağmur damlaları,
Senin üstüne düşer sıcak güneş ışınları.

Ben bitki örtüsü cılız kurak bir yerde,
Sen güller, ormanlar, yeşillikler içinde.
Ben verimsiz Tundra topraklarında öle öle,
Sen yaşıyorsun Çernezyom toprağında güle güle.

Doksanıncı enleme çıkıp bağıra bağıra ağlasam,
Duyar mısın sesimi ey zalim! Ekvatordan.
Labrador soğuk su akıntısından dolayı donsam;
Golf Stream su akıntısını getirir misin oralardan?

Gözümdeki yaşlar nehir olup Peneplen oluşturdu,
Alüvyon taşıya taşıya  dayanamayıp öylece durdu.
Gözüm artezyen su kuyusundan beter oldu,
Yüreğimin içinde sevgin birikinti konisi oluşturdu

Karadeniz

Türkiye’nin önemli bir bölgesi,
Eksik olmaz ormanların gölgesi,
Amasya tarihimizin belgesi,
Çok vardır Karadeniz’in bilgesi

Kıyı boyunca uzanır dağları,
Çorum’la Tokat’ın boldur bağları,
Kızılırmak nehri deler dağları,
Nehre balıkçılar kurmuş ağları,

Samsun’da Havza’da bir tarih yazdık,
Artvin’e ulaşmak için dağ kazdık,
Trabzon’un kemençesiyle azdık,
Sinop’ta kıyıya esen ayazdık,

Zonguldak’ın altında vardır kömür,
Onu çıkarmak için gider ömür,
Ilgaz Kastamonu’yu daim görür.
Bolu’nun tepesini duman bürür.

Gümüşhane’nin elmaları boldur.
Hicranı baba Bayburtlu bir kuldur.
Rize kıyı boyunca uzun yoldur.
Ordu ve Giresun’da fındık boldur.

Bartın Türkiye’nin yeni bir ili,
Yeşilırmak Türkiye’nin Nil’i,
Boldur Çoruh’la Sakarya’nın seli,
Ilgıt ılgıttır Karadeniz’in yeli,

Çoruh köyümün içimden akar.
Köylü oturmuş kıyısına bakar.
Barajı azdır yüreğimi yakar.
Coşup kabarınca bendini yıkar.

Dostum Karadeniz’e iyice bak!
Kin ve nefreti bir kenara bırak,
Çevreyi bozmak için kurma tuzak,
Kaçkar dağının tepesi bile ak,



Ege

Kıyıya dik uzanmakda dağları,
Manisa’nın çok meşhurdur bağları,
Yörükler dağlara kurar otağları,
Medeniyet dolu iyon çağları

Lokumu meşhur Afyonkarahisar,
Sürekli dağlarında bulunmaz kar,
Efeler, zeybekler oynar güzel bar,
Burada Yunana dünyayı ettik dar,

Menderes menderes akar nehirleri,
Çok güzeldir Ege’nin şehirleri,
Bulunur tarihi birçok yerleri,
Vardır birçok erenleri pirleri,

Güzel Pamukkale şirin Denizli,
Bodrum, Marmaris bin bir güzellik gizli,
Bakırçay, Menderes, Akçay, Gedizli,
Girintili çıkıntılı körfezli,

Bergama, Efes, Meryem Ana’nın yurdu,
Dumlupınar da Yunanlar durdu,
Türk Ordusu tokatı burada vurdu,
Ege’de birçok millet devlet kurdu,

Kütahya porselenin can damarı,
İzmir Körfezi Türkiye’nin varı,
Bulursun Ege’nin Bağlarında narı,
Ege Türkiye’nin ihracat pazar,

Turistik tarihi güzel yer Muğla
Makiler, zeytinler, kermezler, sığla,
Büklüm çağla Menderes çağla,
Adalar bizim değil ona ağla

Pamuğu inciri bol Aydın, Nazilli,
Yemyeşil ovada kurulu Denizli,
Denizden serin eser imbatlı yelli,
Dağların arası geçitli belli,

Nice medeniyetler beşiği Ege,
Yurdumuz için önemli bir bölge,
Bu bölgede yaşadı birçok bilge,
Turizm, tarım, sanayi de büyük öğe,



İç Anadolu

Ortasında uzanır Konya Ovası,
Ankara tiftik keçisi yuvası,
Ne hoş olur, şu Sivas’ın havası,
Görülür iklimlerin en karası

Tuz yataklarıyla ünlü Çankırı,
Yazın seyretmek güzeldir bozkırı,
Kimse olamaz Veysel’e aykırı,
Gezelim İç Anadolu’da kırı,

Kayseri Erciyes’in eteklerinde,
Gül açar Yozgat’ın çiçeklerinde,
Cinslik var Kangal’ın köpeklerinde,
Umutlar yüklü kelebeklerinde,

Ankara’da Hacı Bayramı Veli,
Kırkikindilerin bol olur seli,
Mevlana hümanizmin temeli,
Yunus’un bizlere uzanır eli,

Hep akarsular boyunca kavaklar,
Ovayı kaplar volkanik topraklar,
Erciyes, Hınzır, Karadağ’da aklar,
Peribacaları gölgemi saklar,

Ahilerin anayurdu Kırşehir,
Peribacası vatanı Nevşehir,
Lületaşının yurdu Eskişehir,
Burada Kızılırmak en büyük nehir,

İç Anadolu tahılın ambarı,
Erimez mi şu Hasan dağ’ın karı?
Platolarında uçuşur arı,
Bozkırda çiçek açar sarı sarı,

Ülkenin ikinci gölü Tuz Gölü,
Nadasa bırakmazsan toprak ölü,
Erozyondan sakın getirir çölü,
Stepler İç Anadolu’nun tülü,

Geniş ovanın içinde Aksaray,
Niğde’de bulunur çok kervansaray,
Karaman’da bulunmaz koyunlar say,
Yadigâr kaldı Selçukludan saray,

Düşmanı perişan etmiştir ordun,
Topraklarında birçok devlet kurdun,
Dünyada ünlüdür senin yoğurdun,
İç Anadolu temelidir yurdun,



DOĞU ANADOLU

Arasla Kura kımıl kımıl akar
Oturmuş kıyısına köylü bakar
En yüksek Ağrı tepesi buzul kar
Iğdır Ovası’nda pamuk, ayva, nar

Erzurum Kars Erzincan ovaları
Eskiden yayılırdı develeri
Kışın tüter Hakkâri sobaları
Misafirperver Muş’un babaları

Ülkemin en sert iklimi yaşanır
Ağrı’da soğuktan yaşlar boşanır
Sabah önce insan burda uyanır
Malatya geniş ovaya dayanır

Bitlis, Bingöl, Elazığ güzel iller
Van, Hazar, Çıldır, Nemrut belli göller
Tunceli Ovacık’ta açar güller
Elazığ’da çayda çıra oynar eller

Erzurum barı oynar mı dadaşım
Doğu diye hor görme arkadaşım
Oltu’da tesbih olur her bir taşım
Göç sonucu ayrılmış karındaşım

Erzurum ve Kars’ta âşıklar coşar
Doğulu vatan sevgisiyle yaşar
Karasu, Murat olup coşar taşar
İnsan kışın buzlu karlı yol aşar

Ardahan yaylasının çiçeği solmaz.
Kazım Karabekir olmazsa olmaz.
Kars kalesinin yeri asla dolmaz.
Bu bölgeye bakmaya iflah olmaz.



GÜNEYDOĞU ANADOLU

Fırat’la Dicle nazlı nazlı akar.
Nemrut tepelerden zalimce bakar.
Şahinbey fransıza kurşunu çakar.
Musul Kerkük bizde yok bizi yakar.

Tütünün diyarıdır Adıyaman,
Petrolün yatağıdır güzel Batman,
İlk üniversite kurulan Harran,
Dertlere dermandır Halil ül rahman,

Urfa İbrahim peygamberin yurdu.
Antep Fransızlara karşı oldu ordu,
Şehit kâmil, Şahinbey tokatı vurdu.
Canı istemese bile düşman durdu.

Meşhurdur Mardin’in dar yokuşları,
Volkaniktir Karaca dağın taşları,
Zengin sofralıdır bölgenin aşları,
Neslinin sonudur kelaynak kuşları,

Şanlıurfa peygamberler diyarıdır.
Antep fıstığı Antep’in varıdır.
Yazın bölgenin her tarafı sarıdır.
Önemli ova Ceylanpınar’ıdır.

Fırat ve Dicle önemli ırmaktır.
Sınırları Suriye ve Irak’tır.
GAP’ın önemini bilmeyen ahmaktır.
İnsanı cin gibi gözleri çakmaktır.

Diyarbakır karpuzunun eşi tektir.
Kilis'in insanının gözü toktur.
Urfa da ceylan gezer bakışı oktur.
Zeugma’nın dünyada benzeri yoktur.



AKDENİZ

Toroslar’ın zirvesi Demirkazık,
Akdeniz’i görmezsen ömrüne yazık.
Yörüklerin çadırında ayran azık,
Kanyonların içinden zorlanda çık.

Antalya’yı anlatmağa dilim yetmez.
Çek çek, istediğin kadar film yetmez.
Isparta’nın kokusuna gülüm yetmez.
Burdur Akif’in yurdu bülbülüm yetmez.

Turunçgillerin yatağıdır Mersin,
Adana’da buz gibi şalgam içersin.
Çukurova’da üç ayrı ürün biçersin.
Amanoslar da kanatlanıp uçarsın.

Gülek, Çubuk, Sertavul, Belen aşarsın,
Alanya’da mutlu mutlu yaşarsın.
Seyhan, Ceyhan, Göksu olup coşarsın.
Stres, dert kalmayıp her şeye koşarsın.

Antakya da üç dinin mabedi vardır.
Maraş’ımın dondurması sütbeyaz kardır.
Akdeniz’in geçitleri çokça dardır.
Akdeniz’in bahçeleri ayva nardır.

Bulutlar Toroslar’ın yastığıdır.
Osmaniye de her şey yerfıstığıdır.
Karacaoğlan’ın ayak bastığıdır.
Buralar adeta İrem bağıdır.

Tarsus’ta ashab-ı keyf’e sonsuz selam,
Aladağlar da gezer ela gözlü balam,
Ver elime saz Maraş’ta bende çalam,
Bu yazın Tekir Yaylası’nda mı kalam?



MARMARA

Bölgenin yüksek zirvesi Uludağ,
Bağlarıyla ün salmıştır Tekirdağ,
İstanbul’a hâkim tepe Alemdağ
Her tarafa giden yolları sanki ağ

Trakya boydan boya ayçiçeği
Bursa ovasında ipekböceği
Endüstride ülkenin geleceği
Ne hoştur ıstrancaların çiçeği

Tarih şahit Çanakkale geçilmez
İstanbul’a asla paha biçilmez
Kirlidir Meriç’in suyu içilmez
Serhattır Edirne ondan göçülmez

Taşın toprağın altındır İstanbul
Köyünden sana göçmek ister her kul
Ülkeme kültürde olmuşsun okul
Minarelerin Hakka giden ekol

Bir iç denizdir ki güzel Marmara
Bilecik’te güzün gazel Marmara
Endüstride yerin özel Marmara
Sırrına erilmez ezel Marmara

Güreşleriyle ünlü Kırklareli
Körfezin incisidir Kocaeli
Gemlik, Balıkesir zeytin güzeli
Mor menekşeyle bağları bezeli

Haliç’in adı da altın boynuz
Kültürüne kalma hiçbir zaman yoz
Yunan’ın Bizans emellerini boz
İstanbul Çanakkale Boğazı koz

Patateste lider Adapazarı
Tahtakale Türkiye’nin pazarı
Çoktur Marmara’nın okuryazarı
Kıskançların değmesin hiç nazarı



Ah! Bu Coğrafya Adama Şiir Yazdırır

Şu mor dağlar, yeşil dereler neler neler,
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.
Aklı olmayanın bile aklını çeler.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

Evliyalar yurdu, peygamberler diyarı,
Anadolu’da çiçek açar sarı sarı,
Bambaşkadır bizim Ağrı dağının karı,
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

Şırıl şırıl akan bal şerbeti nehirler.
Gariplere kucak açan sıcak şehirler.
Hainlik yapanı floramız zehirler.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

İstanbul adama şarkı türkü dizdirir.
Bu iklim bu hava sakatı bile gezdirir.
Yunus Emre Muhabbetullahı sezdirir.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

Sevgi coşar, taşar deprem olur sallanır.
Erciyes gelin olur, duvaklanır, allanır.
Çukurova aşka gelir, kaynar, ballanır.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

Ilgıt ılgıt yüzümüze meltemler eser.
Her doğanımız kahramandır, eroğlu er,
Toprağın altı üstü dolu tarihi eser.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır.

Şimdi anladınız mı neden şiir yazarım?
Böyle memlekette aşksız olmaz nazarım.
Arkadaş sen ne dersen de ben burada azarım.
Ah! Bu coğrafya adama şiir yazdırır



COĞRAFYACI SEVGİLİM

Taban seviyesi oldun bana
Menderesler çizdirdin havzalarda
Tam kavuşuyorum derken sana
Orojenezle horst oldun başıma

İkimiz çölde Vaha
Yarıkurak bölgede Nubbin olduk
Bir Deprem oldu ayrıldık
Öteledin beni Asimetrik kaldım

Sen Monoklinalsin ben Kıvrımlı
Reliyef farkları var aramızda
Aşkın bir Lokolit gibi kaldı içimde
Dantritik Drenajlar yerleşti üzerimizde

Bir gün beni ararsan
Bir vadide Sürempoze olmuş
Belki de aşındırmış zaman
İhtiyar bir Peneplen kalmışımdır

Evapotransprasyon olmuşum yoluna
Nice tepeler yarmış Antesedant olmuşum
Üzülme sen ne olur Çöl Kaldırımları serin olur
Amplitütler az olsa da Anomaliler bizim olur

Tetis Denizinde batsa da güneş
Prekambriyende yine doğacak
Episantr da bulamasa da hislerim seni
Hiposantr da mutlaka bulacak



COĞRAFYAM
 
Hayali yengeç dönencesiydin
bense oğlak.
Hain ekvator aramızdaydı
doksan derecelik açıyla bakardın hep
bense sıfır.
ekinoks tarihlerinde buluşurduk
çünkü aynıydı enlemlerimiz...
bu yüzdendi hep volkanik olayların beynimde olması!
bu yüzdendi yüreğimdeki med-cezirler...
aynı meridyende olduğumuz halde
farklıydı nedense saatlerimiz.
açısal hız kadar sadık kalmadın!
hani yirmi bir haziranda benim olacaktın?
hani alt dönencelerimiz olacaktı?
erken ayırdı bizi tarih değiştirme çizgisi
gözlerinden gelen zararlı ışınları tutamazdım
çünkü atmosferim yoktu!
şimdi maksimum doyum noktasında gözlerimdeki nem...
artık marmara gibiyim
bütün faylar yüreğimden geçiyor
kırıldım...



COĞRAFYADA ŞART KİPİ 

Her günkü yollarından evlerine dönerken
Vurur yorgun adamların parçalanmış gölgeleri
Saray duvarlarına.

Coğrafya kitabında konu:
Yeryüzünün şimdiki hali.
Ülkelerin yüz ölçümü,
Engebeler, dağ, orman, vadi.

Akar su, iklim, yağış
Bitkiler, nüfus, konuşulan dil
Halkın geçim kaynakları - -
Ülkeleri bildirir
Bir coğrafya kitabı.

Bilgi! Kitaplar ne bilir,
Ben ölçmedimse bütün ölçümler boşuna.
Yağmurların sözü nasıl edilir,
Alnım ıslanmadıysa serin yağışlarında.

Ne denizler deniz, dağlar dağdır
Ne bahçeler bahçe.
Yok öyle göller
Ben olmayınca.

Ben gidemiyorsam
Kitaplar aldatır.
En verimli toprak, ben göremiyorsam
Katı, kıraç, kısır.

Gök-delen yapılardan söz açar
Işıklar içinde bir şehir
Salaşlardır, sallanan, ben gezemiyorsam
Adımlarım değmiyorsa uzun, sonsuz sokaklar
Başlamadan bitiverir.

Koca koca şehirler
Milyonların üstünde - -
Coğrafya kitapları!
Geçer yorgun adamlar sarayların önünden
Kapıları kapalı.



BİR COĞRAFYA ŞENLİĞİ

Başı dumanlı dağlarıgörünce keyiflenirim
çıngırakların sesine kapılırım burada
buzul gölgesinde
soğuk rüzgarlar içimi okşadığında
vilayetler aklıma yansır
Erzurum,Sakarya,İstanbul...
herbiri ayrı bir ahenk
ayrı bir coğrafya
taşır gönlümde
uzanıp giderim çağlayanlara
yosun kokan nehirlere
ta ki okyanuslara kadar
bu yetmezmiş gibi
gökyüzünün maviliğine aldanırım
siyah bulutlar asabileşir
gürler
şimşek çakar
sonunda asit olur,akar
sızlayantoprak
gülümser,beslenir
canımı sıktılarmı da
patlarım bir anda
volkan misalı:Ağrı Dağı,Hasan Dağı...
bazan küçük bir köy olurum
yolboyu köyleri gibi insan kokan
Fildişi sahilleri gibi taze kokan
ve hiç durmadan
uzanıp giderim
bazen şirin bir kasaba
ya da
büyük bir şehir gibi,nüfus
bu şenliklerden sonra
bir ova kenarında
yoluma dalıp,öylece
güneşin halsizleşmesiyle
hicranlarda kaybolup giderim

 
  Bugüne kadar 125028 ziyaretçi (207851 klik) kişi burdaydı!